19.07.2016

Meizu MX6 (Kısa Kısa Bakış Atmalar)


Meizu MX6 az önce tanıtıldı... yok yok hâlâ tanıtılmaya devam ediyor pardon...

Kısa kısa özelliklere bakalım;

  1. TDDI teknolojisi Sharp tarafından sağlanan aşırı ince full Incell Ekran (full Incell ne demek hiçbir fikrim yok, ki TDDI nedir onu hiç bilmiyorum...)
  2. İki SIM kart desteği, VoLTE (Bağlantı ile ilgili bişey)
  3. Dekakor (deca-core) yani 10 çekirdek 10, ohaşimatsu! 64-bit işlemci. Vay! bu biraz heyecanlandırdı.
  4. 4GB RAM, 32 GB dahili hafıza
  5. 3060 mAh pil kapasitesi
  6. 13 MP Sony IMX386 sensörlü kamera (Kamera hızı da 319 milisaniye imiş, Samsung Galaxy S7 Edge'in 323 milisaniye imiş, bak bak hareketlere bak.)
  7. Hızlı şrj teknolojisi varımış. İyi bari. 10 dakikada %25 şarj. (5 dakkada Beşiktaş gibi.)

Baktık.

Bunlara ek olarak bir de Meizu Loop Jacket diye bir nane tanıttılar ama öyle çok da matah bi'şey değil. Kılıf gibi bi'şey, biraz da feminen bence.

Neyse, sonuç olarak fiyat önemli tabi, fiyatı nedir fiyatı dediğinizi duyar gibi oluyorum, ve açıklıyorum: Nınınınıııııın!

Fiyatını bilmiyorum :)

dipnotdediğindipteolur: 400 USD falan olur bu... Henüz custom ROM ve IMEI işleri de netleşmediğinden heyecana gerek yok. Ama telefon güzel.

12.07.2016

Resmen çocukluğuma geri döndüm lan bu "Pokemon GO" ile


Pokemon efsanesi, çağa uygun bir hareketle geri döndü! Pokemon GO!

Niantic -belki de şimdiye kadar ki- en iyi hareketini yaptı ve tüm Pokemonseverleri kendine bağladı. (Hatta daha önce hiç Pokemon görmemiş olanları bile...) Nasıl mı? Onlara geliştirebilecekleri bir karakter, yakalayabilecekleri Pokemonlar ve oynayabilecekleri kocaman bir dünya vererek...

Henüz oyun resmi olarak Türkiye'de Android markete ve Apple Store'a gelmemiş olsa da, sevgili androidimizin süpersonik faydalarından birini kullanıp bugün uygulamanın APK'sını caaart diye indirdim. Android kullanıyorsanız şuradan indirebilirsiniz: (Link: Pokemon GO [APK]
Sorumluluk reddi: Her ne kadar ben linkten indirip kullanıyor olsam da, bu APK'yı indirdikten sonra, "vay efendim ben yandım", "vay buradan virüs bulaştı", "vay amanın ben böyle oyunu yapanın binbir sülalesini binbir kere binbir gece masallarına götüreyim..." gibisinden hezeyanlarda bulunmayın. Ya da bulunun, bana fark etmez. "İndirmeseydiniz" deyip geçebilmek için bu açıklamayı yapmayı kendime bir borç bildim. Saygılar.
Neyse efendim ne diyorduk; Pokemon. Evet. "Pika pikaaaaa" nidaları ile kendinizi Pokemon gibi yollara da atmayın, camdan da atmayın, az akıllı olun, milletin Pokemonuna da sarmayın. Dolaşın arayın bulun kendi Pokemonunuzu. Onu sevin. Ona güzel sözler söyleyin....

Neyse ya konu nereden nereye geldi, ne diyordum; Pokemon. Evet. Bugün bu uygulamayı çok duyduğum için ve şahsen ben kendim de bir Pokemon manyağı olduğum için (hayır değilim) bu uygulamayı bugün indirdim. Merhaba uygulama? 

Öğle arasında dışarı çıkıp sağda solda pokemon kovalamaya başladım, bir de ne göreyip, hemen yanı başımda bir Pokemon. Hooop attım topu! Heeyt! Gata keç em oll!!! Ulen hemen de "Charmander" yakaladım bir tane. Zamanında da en favori karakterim Charmander'di bak şu tevafuka ya, bak şu işe ya, hay Allah'ım bu nasıl bir şey ya! (Charmander ne mi? Pardon ama şuradan hemen sağ üst köşeden çarpıya basıp çarpılıp gider misiniz? Charmander'i bilmeyenleri şuraya alalım.)

Sonra baktım, uygulamayı ilk indiren herkes otomatik bir tane yakalıyor, demek ki dedim bende ekstradan bir Pokemon Jedi'lık yok... :)

Sonra başladım sağa sola bakınmaya, elde telefon, fır oraya, pır buraya, aha dedim ayağımın dibinde bir tane "Pidgey" var. Hoop attım topu. Çatırt!, gata keç em oll! onu da aldım. 
Spoiler: Eğer etrafta cep telefonunu bakarak yürüyen, arada durup cep telefonunu sağa sola çeviren, kendi etrafında dönen, telefonun ekranına bir kaç kez dokunduktan sonra, oradan ayrılan kişiler görüyorsanız, bilin ki o arkadaşlar Pokemon GO oynuyorlar. Onlara iyi davranın.
Oyunun başlangıcında "Bak telefonun bakarak yürüme! Bir kaza olmasın! Bak sonra uyarmadı deme!" gibisinden bir uyarı çıksa da, kimsenin taktığı yok bu uyarıyı söyleyeyim. 

Neyse efendim, velhasılıkelam, Hayatımıza Pokemon'lar yeniden girdiler. Hemde bu sefer aşırı interaktif, aşırı virtual reality!

Akşam eve dönerken bir de "Pinsir" yakaladım. Ama cidden zor oldu. Eve doğru yürüyorum. Bi' baktım, ekranda bi' şey. Önce Pikaçu sandım, "Pika Pikaa!" diye heyecandan yanımdaki amcayı yola doğru itekledikten sonra Pikaçu olmadığını anlayıp, adamı iteklediğim yerden geri çektim. "Tamam amca" dedim "sakin ol ya n'apıyorsun kaç yaşında adamsın?" Amca "99" deyince bi' afalladım. "Saygılar" dedim... Ula bu "Pinsir" midir nedir, ne hareketli yaratıkmış arkadaş. Önce beni etrafımda biraz döndürdü. Zıp orada, zıp burada. Ulan dedim iş inada bindi, ben de seni indiragandi yapmazsam bana da Moneramon demesinler. (Pokemona benzetmek için adımı değiştirdim, çok akıllıyım, gıhgıhgıh...) Biraz daha döndükten sonra, attım topu kafasına. Anaa, hayvan topa kafa attı benim top bana geri geldi. Vay dedim babanın şarap çanağına Pikaçu elektrik versin. "Amca!" dedim. Ben tabi birden amca diye bağırınca, adamcağız da "hık" dedi kendini bir anda Pinsir'in olduğu bölgeye doğru attı. "Hop" dedim "ya n'apıyorsun amca, Pinsir'i kaçıracaksın!" o sinirle bi' top da amcanın kafaya attım. Haydaa, ne olsa beğenirsin, yakalayıverdim amcayı. Amca "gata keç em oll!" oldu. Neyse bakalım, ilerde işe yarar belki diye attım onu da cebe. Amcanın cepten de son aranan numarayı aradım, "Akşam eve geç gelicem beni beklemeyin anacım" dedim, kapattım. Beklemezler herhalde. 

Neyse efenim, Pinsir topa kafa atınca, bi top daha yolladım, ondan da kaçtı, bir tane daha attım, Çlinkkk! Pinsir de "gata keç em ol!" oldu. Amcayla beraber takılıyorlar şimdi. 

Pinsir ne lan diyenler, buradan. (Link: Pinsir) Çok da şekilsiz bi'şey Allah günah yazmasın.

Yani, neticede, çocukluğuma resmen geri döndüm, bunu da senle paylaşayım dedim günlük. 
Hani ben biraz daya pokemen avlayayım, gelirim. Kendine Pikaçu gibi bak. Fazla kafa topuna çıkma. 

2.06.2016

hay hoy vay voy

Ne biçim şarkı ya! Seveyim mi döveyim mi bilemedim...

Ayrıca yat git uyu saat kaç oldu ya, hasta mısın nesin!

Zalim lotion


What is this place arkadaşım! 

Nobran tavırları olan ve sanki hiç durmayacakmışçasına monotonlaşan bir hayat yaşıyoruz günlük!

Şu an canım aşırı derecede fazla cips yemek istiyor, aşırı ama, içimde durduramadığım bir cips yeme isteği var. Ama saat de olmuş bilmemkaç, bu saatte ne çıkıp cips alırım, ne de cips çıkıp gelir. O yüzden maden suyuna devam.

Fazla çalışan her şey aşınır günlük, bunu unutma. "İşleyen demir ışıldar" diye hönkürdüğünü duyar gibi oluyorum. Ne olur hönkürme. Hönkürünce çok nobran oluyorsun. Bir kere mantığa ters. Hepimiz mühendislik okumuş insanlarız. Herkes mühendis. Ne çok mühendis var bu arada fark ettin mi? Elini sallasan mühendise çarpıyor. Hani bir bilimsel gelişmişlik sendromuna girsek, mesela yeni bir ışın kılıcı falan icat etsek gam yemeyeceğim ama o da yok. Ama herkesler de çok mühendis maaşallah.

Neyse efendim, çalışan her şey aşınır, bu böyledir. İster korozyon de, ister satürasyon de, istersen merhaba n'aber de, her halürkarda çalışan şeyler aşınır. Bu yüzden kontrolsüz çalışma beraberinde yıkım getirir. Fiziksel kondisyonunun kapasitesini bilmeyen bir torna tezgahı düşünelim mesela, evet düşündük mü? Herkes düşündü mü tornayı? Tamam. İşte bu arkadaş, kapasitesini bile bile kapasitesinden daha büyük bir parçayı yontmaya kalkarsa... O zaman dans!... Gerçekten o tornanın vay haline. Önce bıçakları kırılır, sonra mili kayar, sonra şaftı kayar, sonra da aşırı yükten elektriksel bir cortlama olup, motoru yakar.

Gördünüz mü? Ne oldu? Gördünüz mü?

Ölmüş olabilir!

Ölmediyse de ölecek.

Her şeyin olduğu gibi herkesin de bir sonu var günlük. Mesele o sona gelmeden önce bir kaç durakta inip manzarayı seyredebilmekte. Sonra yine koşarsın yetişirsin otobüsüne, sonra yine koşar yetişirsin asansöre, sonra yine koş, yetiş kaldığın yerden, ama arada bir dur bir bak ne yapıyorum, ne yapmak istiyorum, ne yapmak istemiyorum...

Para lazım değil mi? Anlıyorum seni. Hayat öyle romantik hayaller için fazla Bağcılar be günlük!...

27.05.2016

TamBirKapoor


Gudmorning! Hay! Hello!

Az sonra olacakları bilmeden bu kare aslında çok anlamsız.

Filmde (yazar burada Tamasha filminden bahsediyor) en çok beğendiğim sahne burası oldu diyebilirim. Bu sahne evet, yani 5 10 saniye öncesinden başlayıp, bu sahneden sonrasına kadar olan kısım. Filmin tamamını sadece bu 20 saniyelik sahnede özetlemiş resmen. Respect! Bu arada bu arkadaşın adı Ranbir Kapoor. Kendisini takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Benim izlediğim filmlerine dayanarak söylüyorum. Kendisi "Tam Bir Kapoor" (Bak bak kelime oyunlarına gel yaa... Hey Allah'ım nasıl da kelimelerle oynuyorum, nasıl da böyle şeyler yapıyorum bi'şeyler ya valla...) (Es geçmeyelim, bu arkadaş, Meşhur Raj Kapoor'un da torunudur haa...)

Neyse efendim ne diyordum, bugün Galatasaray Türkiye kupasını aldı. İlk golü izledikten sonra uyuyakaldığım bir maçtı hattızatında. Uyandığımda ise kupayı kaldırıyorlardı. (Ne kadar verimli bir insanım gereksiz tüm detayları çok verimli bir uyku için harcamışım, boş yere izlemedim yani maçı, zaten 1-0 bitmiş, gıhgıh...)

Futbol maçlarını izlemeyeli çok uzun zaman oldu günlük. Rekabetçi bir insan olamayacağım sanırım hiç. (Zaten gerek de yok galiba.) Bu yüzden rekabetçi sporlara karşı ilgim pek olamıyor. Aslında genel olarak sporlara karşı bir ilgim yok galiba benim. Üzücü mü dersin? Yüzücü mü? Yüzücü mü dedin?

Herkesi bir "Instagram'ın Logosu Neden Değişti" sorunsalı almış gidiyor. Lan neden değiştiyse değişti. Bilseniz ne olacak, bilmeseniz ne olacak? Yine saçma sapan fotoğraflarınızı binbirkapur filtreyle güzelleştirip yüklemeyecek ve binbirkapur hashtag'le paylaşlaşıp beğenmeyecek  misiniz? Eee? Ne o zaman bu temaşa?

Bu sahne çok iyi ya, koskoca filmi (kaç cigabaytlık mkv yani o derece koskoca) sadece bu sahne için açıp izliyorum bazen. Gerçekten sinema sektörüne atılmış bir altın imza niteliğinde bir film. Aferim yapanlara.

Ya arkadaşlar! Bu iPhone'lara ateş etmeyi, sağa sola atmayı, ok atmayı, arabayla ezmeyi ve bilumum gereksiz Çin işkencesi yapmayı ne zaman bırakacaksınız bu arada? Kul yapısı alet olm, ateş ederseniz deler geçer yani bunu büyütecek ne var bu kadar? Bulan var bulamayan var, alan var alamayan var, ayıptır ya! Vergi mergi yok tabi, ucuz ucuz alıyorsunuz Amerikalarda Mamerikalarda, biz burada 4000 liraya iPhone bakıyoruz...

"E kardeşim siz de ülkenizde o kadar vergi uygulamayın" dediğinizi duyar gibi oluyorum... Cevap veremiyorum.

Neyse efendim, bugün de birlikteliğimizin sonuna geldiğimiz şu dakikalarımızda sana bir şarkı gömçürtmek istiyorum sayın günlük, saygılarımla geliyor, dıkş! van tu tri for!



Bu arada ShahRukh Khan, bizim Okan Bayülgen'e ne kadar da benziyor hiç fark ettin mi günlük? Ben fark ettim.

Ulan bitiremiyorum yazıyı bir türlü. Son zamanlarda Bollywood filmlerine çok feci sarmış durumdayız sevgili hanımımla. İzledikçe şunu anladım ki, yani kimse darılmasın gücenmesin, başıma da bişey gelmeyecekse, bizim sinema sektörümüzün daha 40 (yazıyla kırk) fırın ekmek yemesi lazımmış gibi gibi geliyor.

26.05.2016

Köye temaşa gelmiş a dostlar...

Belki bir dergiye yazı yazıp parasını alsam daha çok yazardım, ya da filmleştirilecek bir senaryo yazıyor olduğumu bilseydim daha çok yazardım, ya da belki oyunlaştırılacak bir tirat yazıyor olsaydım daha çok yazabilirdim, ya da belki sadece şu maltoz klavyem biraz daha kaliteli olsaydı bile daha çok yazabilirdim. 5 sene önce kullandığım klavyeyi hala kullanıyor olmak beni cidden bazen çok yoruyor, maus da var ona da gelicem.

Bu Pentagram'ın da bir şarkısı bir şarkısına uymuyor be günlük! Güzel güzel dinlerken zortdadanak youtubeda peşisıra gelen dandiridastan bir parçası çıkı çıkı veriyor, resmen insanın monitöre yumruk ataraktan delip geçesi geliyor. Vardı öyle bir video, bu youtube'un yeni yeni meşhur olduğu zamanlarda...

Mal mal korku videoları çekilirdi, laylaylom şiribom müzikli doğa manzaralarının arkasından cart diye halka filminin her bir yanından saç baş fışkıran kızceyizi çıkarttırıverilirdi. Adam da yazık, monitöre bir yumruk patlat sen, delgeç. Yok delgeç değil, el geç. Aman del geç işte del geç.

Ne diyordum, evet, bu Pentagram'da yani tek kelimeyle tutarsız. Şimdilik bunu dinle.

Son zamanlarda Hayko Cepkin de nostalji furyasına kapılarak, kendi meşrebince eski şarkıları yorumladı. Kötü mü oldu? Diyemem. İyi mi oldu? Bilemem. Ama şu şarkısı efsane olmuş onu bilebilibilirim. Hatta biliyorum. Çünkü dünledim. Yani dün dinledim aslında, dinlediğim için biliyorum.

Eskiden çok okuyan mı çok gezen mi bilir diye bir şey vardı, ne oldu o? Google street view'da gezmek ikame oluyor mu onun yerine? Sonuçta o da bir tür gezmek. Varlığı sosyal medyadan kanıtlanan insanların Google StreetView'de gezmesinden daha gerçek ne olabilir?

Neys!

Tamasha, bence izlenmesi gereken superhe duperhe bir film. Kesinlikle izlenmeli. Hadi sana kıyağın danisksını da yapayım fragmanını ekleyeyim. Dıkş!



Hatta daha büyük bir kıyakeyşın da yapayım bir de şarkısını ekleyeyim de, âlem daniska görsün.



İzleyenler izlemeyenlere anlatsın!

Hoşçakalın ya da kalmayın, keyfiniz bilir...

Not: Maus'a da başka vakit geliriz artık...

17.05.2016

Givitap

Yahu şuna bir bakar mısın günlük, yani dinler misin aslında,? Ofkineof!

Sesini de açmayı ihmal etmezsin diye düşündüğüm için özellikle belirtmiyorum...