18.09.2008

Fe

Sabah sabah beni güldüren bi karikatür gördüm, ama karikatürü eklemek yerine yazayım dedim.

- Bütün konularda haksız çıkıyorum hep, bunu düzeltmek için ne yapmalıyım?
- Alışverişe çık bence, müşteri her zaman haklıdır.

Sonra da bir haber başlığı gördüm:
"Beynin daha iyi çalışması için demiri ihmal etmeyin."

Ama böyle olmaz, şimdi demirden demire de fark var, ayrıca şunu söylemek isterim ki, onun adı demir değil çelik. İçindeki karbon oranına göre çelikler kalite kalite ayrılır. Mesela st37 vardır bildiğin adi çeliktir, fazla yüke maruz kalamaz, st52 vardır, 60, 70, gider böyle. Paslanmazı vardır, ki her çelik paslanır, paslanmaz çelik diye bir şey yoktur, yay çeliği vardır, otomat çeliği vardır, vardır da vardır. İçinde demir geçenler dökme demirdir. Onlar demir diyebiliriz vak, vak ne ulan, bak. Karbon oranı çok düşüktür çünkü. Ayrıca dökme demir tava tencerelerle yemek pişirmek daha güzel sonuçlar verir. Pek çok ünlü şef dökme demir kullanır. Çünkü dökme demirler ısıyı daha homojen dağıtır, daha uzun süre tutar. Ama dikkat edilmelidir çünkü dökme demirler en çabuk paslanan türlerdir. Bunlarda genelde yüzeysel korozyon olur. Mesela bak vapura falan biniyorsunuz ya, vapurları bağladıkları iskele babaları genelde dökme demirden yapılır, ve sürekli paslıdır, ne kadar boyansa da paslanır, böyle bunlar, takmayacaksın fazla. Zaten bir yerde iyot varsa orada paslanma kaçınılmazdır, kaçınılmazsa zevk almaya bakacaksın, bir de halat mahalline girmeyeceksin. Ayrıca demir için yüzyıllardır simyacılar "♂" bu simgeyi kullanır. Female, latincesi femme'ydi galiba, oradan "Fe" bence.

Herşey iyi güzel de, insanın beynine beynine demir yemesi beynin çalışmasını nasıl iyileştirecek onu anlamış değilim.
:)

Hiç yorum yok: