3.01.2009

Duymazken Ben

Bizler,

Pişmanlıkları olan insanlarız. Hep, biz, hepimiz ondan bu, dengesiz hallerimizden hep bu telafisiz düşüncesizliklerimiz. Ondan hep bakışlarımızda hep bir arayış ve hüzün uzaklarda boğulan derinlerde bir tekne. Sanki yıllardır içimizde bir hayvan yok, sanki yıllardır yediklerinden tok.

Varlıkla yokluk arasındaki azlıkla çok.
Bakmakla bilmek arasındaki ılık bok.
Alım satıma konu olan emtiadan alınan vergi gibiyiz.
Alıcımızın da değiliz, satıcımızın da değil.

Anca böyle ağlayan gökyüzünü örnek alırsın akşam vakti hiç bir şeyi duymazken sen. Yapılacak onlarca iş, gidilecek kilometrelerce yol varken kafandaki binlerce solucanla. Aptalca bindiğin rutinler, ayağındaki şık potinler, bir de takım en jantiden.

Dünya dediğimiz, iş, iş dediğimiz, modern bir zindan işte, dijital sayaçları, manyetik sınırları olan. Ne farkı var ki iki başlı canavarların korkusuna teslim olunan maden ocaklarından. Her bastığın tuş seni biraz daha yakınlaştırıyor o hayal kurduğun mutlu yaşama. Ama bil ki aslında tuşlara basmasan da zaten o sana yaklaşıyor her gece aklını durdurup başını yastığa koyduğunda.

Eskiden pişmanlıktan korkardım, artık korkmuyorum.

Hiç yorum yok: