21.02.2010

Hayat kurtaran tüyolar :]

Sevgili günlük seninle bugün ağır konulardan bahsedeceğiz, bu nedenle hazır ol. Pek çok durumda insan ne yapacağını bilemediği için saçma haller içine girebilir, normalde hiç yapmadığı şeyler yapabilir. Gerek yok. Çaresi bu yazımızda.

Rüzgarlı havalarda ne yapacağıma karar veremiyorum?

Mesela ilk olarak, "rüzgar". Rüzgarlı havaların en güzel yönlerinden bir tanesi de günlük, insanın özgürce osurabilmesidir. Evet. Şuursuzca osurabilme özgürlüğü. Çünkü hava rüzgarlı olduğu için sesli de osursanız sessiz de osursanız kimse farketmez. Deneyin bunu. Rüzgarlı bir havada, hiç düşünmeden sesli sessiz fart fart osurabilirsiniz. Kimse farketmez. Hiç kasılmaya tutmaya gerek yok. Salın içinizdeki kötü hisleri. (Tabi bunu yaparken doğaya metan gazı saldığınızı da unutmayın. Küresel ısınma, ok anladınız siz onu.)

Şu otobüslerdeki karşılıklı koltuklar tam bir dert.

Bu yazımızdaki ikinci önemli konumuz da otobüslerde karşılıklı duran 2'li koltuklar hakkında. Hem yeşil doğal gazlı süpersonik Merso'larda, hem de Şişli'ye giden 2 katlılarda bu koltuklardan vardır. (Şişli'ye gidenlerde alt katta arkada.) Metrobüslerde de var galiba. ok nysne. (Bak bu "neyse ne"nin kısa yazılışı, neysne.) Bu koltuklarda karşınıza güzel bir kadın (erkekler için) ya da yakışıklı bir erkek (kadınlar için) oturduğunda öyle bodoslama öküz gibi karşı tarafa bakmaktan çekinirsiniz. Nereye bakacağınızı şaşırır, elinizle kolunuzla oynar, sağa sola bakar, uyuyor taklidi yapmaya başlar ve bilumum saçma harekete girişirsiniz. Bunların hiçbirine gerek yok. Cam kenarındaysanız, (özellikle akşamları) sadece camdan dışarı bakmanız yeterli. Çünkü camdan dışarı bakarken aynı zamanda cama yansıması düşen güzel yaratığı kesmiş olacaksınızdır. Bir tehlike durumunda "camdan bakıyorum ne var, sana bakmıyorum ki" mottosundan da faydalanabilirsiniz. İyi olur.

Toplum içine girişlerde zorlanıyorum.

Üçüncü olarak da, aslında bu sosyal bi' durum, herkesin başına gelmeyebilir, ama gele de bilir. Topluluk içine sonradan katılma durumu. Ya da herhangi bir toplantıya ilk önce gitme sendromu. İnsanı kasım kasım kastıran iki durumdur. Mesela bir kokteyl. (Ahaha ulan duyan da kokteylden kokteyle gezdiğimi düşünecek. Evet geziyorum. Yok lan şaka.) İkisini de ayrı ayrı inceleyelim. Ama kokteyl demeyelim buluşma diyelim. Yok lan buluşma da demeyelim, kokteyl diyelim genel olsun.

Lan bu arada dışarıda ne güzel bi' hava var. Neyse.

Herhangi bir kokteyle herkesten önce gitmişseniz, (ki ben genelde gidemem) yapılacak şey, öyle mel mel ortalarda dolaşıp, sanki oralardaki bir elemanmış, kontrole gelmişmiş, sağı solu kolaçan ediyormuş gibi dallamalıklar yapmamaktır. Yapacağınız şey, garsonlardan birini yakalayıp, sizden kimseler gelip gelmediğini sorduktan sonra, masanız varsa masanıza geçip oturup bir kahve söylemektir. Bu tip durumlarda WiFi'li ya da 3G'li telefonlar çok işe yarar. Sanki gerçekten önemli bir işiniz varmış gibi internete girip, maillerinize falan bakar, blogunuza, ff'inize, twitter'ınıza bi'şeyler yollarsanız etrafınızdaki insanlar tarafından hem geek'likler hem de cool'lukla itham edilirsiniz. Bu da sizi birileri gelene kadar idare eder. Birileri geldiğinde de o birilerinin gerçekten samimi olduğunuz birileri için dua etseniz iyi olur. Çünkü kaknem biri gelirse ortamı sıçırtabilir. Ama olsun sizin cep telefonunuz var, nazikçe izin isteyip, iş yerinizdeki önemli bir raporu göndermekte olduğunuzu söyler ve o gelen dingilin de gözünde ayrı bir yere oturursunuz.

Topluluğa sonradan katılma ise daha farklı bir durumdur, girdiğinizde herkes gelmiş, kaynaşmış, hatta masanın üzerinde dansa başlamış falan bile olabilirler. Böyle bir durumda sanki zaten oradaymış da, bütün herşeyi yaşamış gibi bir tavır takınmak en iyisidir. Herkesle tokalaşıp kucaklaşana kadar zaten yarım saat geçer. Bir yandan tokalaşırken bir yandan da insanlarla ilgili yorumlar yapmak oradaki kalabalığın size olan ilgisini arttıracaktır. Vaay kızım ne kadar zayıflamışsın, olm bu ne yakışıklılık, naber işler nası, geçen seni istiklal'de gördüm ama yetişemedim ya arkandan da bağırmayayım dedim, gibi kısa beyaz yalanlar insanların size ilgisini arttıracaktır. Herkesle öpüşüp koklaşmayı bitirdikten sonra yerinize geçip oturduğunuzda ise ilk olarak birilerine bi'şey söyleyip konu açmaya dikkat edin, yoksa bu girişiniz tamamen ortamın ezici gürültüsü altında yok olup gidecektir. Sonrası malum zaten, 2 saatten sonra, bitse de gitsek.

Evet, artık sosyal hayat sizin için daha güzel... :]


"Snoop Dog & Jermain Dupree - Get Down On It"

Hiç yorum yok: