14.03.2010

Org Meselesi Memleket Meselesi

Sevgili günlük, bugün kulağımda cep telefonumun orta derece kaliteli kulaklıkları ile, araba gürültüleri içinde yürürken yanımdan geçen bisikletliyi görünce aklıma ne geldi bil. Çok acayip bi'şey geldi, bayağıdır gelmiyordu.

Çocukken sen böyle bisikletle giderken falan, yere serpilmiş kumlar gördüğünde arka frenleri sıkıp bisikleti kaydırmaz mıydın? Kaydırırdın tabi ki, her çocuk kaydırmıştır. Ulen nereden de geldi bak aklıma ya. Çok acayip. Kırmızı bi' bmx'im vardı, lastikleri aşınmıştı hep, oeey. (Eee?)

Neyse, aslında konu bu değil, aslında konu, org almak için gidilen müzik mağazasındaki satıcının kafanı karıştırıp planladığın orgu almamana, dahası hiç org almamana, o kadar yolu tepikledikten sonra paşa paşa evine dönmene neden olması. Evet.

Sevgili büyük yeğenime [önce doğana büyük diyorduk, bunu söylemiştim] bir org almaya yeltendim günlük, uzun zamandır istiyor. Alalım çocuğun müziğe meyli başlasın, blok flütle olacak iş değil bu, neyse.

Gittim, kafamda var bi'tane Kasiyo modeli. Yani şimdi heves tabi, belki de gelip geçici bir hevestir, ne alacağını bilemiyor insan, öyle çok dandirik bi'şey de olmasın diyorsun, öyle Kasiyo dedik diye kasan bi'şey de olmasın diyorsun, ikilemlere giriyorsun, çıkamıyorsun. Ben de satıcının uzmanlığına güveneyim dedim.

Neyse, kafamdaki modeli söyledim, adam sanki Dünya Savaşı başlatmışım gibi bi' terslendi bana, yok efenim 4 oktav olması lazımmış da en az, bunlar da 4 oktavmış ama tuş hassasiyeti düşükmüş, bakınız bunların tuşları piyano gibiymiş, hassasmış, tonları monları daha çokmuş, ötekisi bunların yanında oyuncak kalırmış. [Ulan tamam oyuncak kalır da, 3 katı lan bunun fiyatı ne anlatıyorsun sen? Çocuğun hevesi geçti mi, nereme sokacam ben o piyano benzeri hassas tuşları?] diyemiyorsun tabi adama. Anlattı da anlattı. Bu kadar anlattıktan sonra tabi insan gururuna yediremiyor öteki orgu almayı, "ulan o kadar şey anlattım, hiç bi'şey anlamamış bu dangoz" diyecekler endişesiyle, "tamam ben biraz daha araştırayım, teşekkür ederim verdiğiniz bilgiler için, yayında ve yapımda emeği geçenlere de kolum girsin" deyip konuyu ani bir vücut çalımıyla geçiştirdim.

Sonra elenktironik gitar bölümüne geçip, kaybolan tremolo kolumun onlarda olup olmadığını sordum. Onlar da "Nisan sonu gelecek" dedi. Ohaşimatsu lan yerim böyle işi, kablo da alacaktım, onu da almıyorum deyip, gidip, Kızılkayalar'da bir adet ıslak hamburger yedikten sonra evin yoluna düştüm.

Aa bi'şey daha diyeyim mi sana günlük? Bu Taksim-Bostancı dolmuşları var ya, burada çok sıra olduğu zaman, bi'tane 18 kişilik vosvos ya da transit minibüsler geliyor, doluşuyorsun, minibüs gibi öyle geliyorsun, ilk defa karşılaştım bugün, pek bi' mes'ut bahtiyar oldum.

Sonra evin yakınlarındaki mahalli müzik mağazasının ışıklarının yandığını görünce girip bi'de buraya sorayım, bari "belki de" yerel esnafa kazandırayım dedim. Girdim sordum. Yeğen, heves, org, kasiyo, kelimeleri geçen standart giriş cümlelerinden sonra, adam direkt 4 oktavlık bi'şey lazım size dedi. [Lan tamam 4 oktav, abi onu anladık, neler var onlara gel.] Buradaki abimiz, öyle çok detaylı girmedi, ellerinde fazla model yokmuş falan, Kasiyo'nun alt modelleri falan yetermiş, başlangıç için. [Heh şöyle aynı dili konuşalım.] Yarın bi' daha şu yerel müzik mağazamıza gideyim de bakalım netleştireyim şu işi.

Lan sevgili günlük. Şu an "Quo Vadis" dinliyorum, uzun zamandır dinlemediğim bi' şarkı geldi rastsal, hatta sonuna kadar da dinlememişim hiç, aferim bana, çok ayıbetmişim, kendilerinden özür diliyorung.


"Quo Vadis - Silence Calls The Storm"

(Dipnotumnotsunnohut: Lan ne orgmuş arkadaş.)

2 yorum:

Emre dedi ki...

Vosvosa 18 kişi mi bindiniz?

Monera dedi ki...

:] Ehehe, vosvos dediğime bakma, o an aklıma gelmemişti, vosvosun volt modeli minibüsü.