3.07.2010

Evlilik kurumları vergisini ödediniz mi?

Sevgili günlük, şu uzun sürecek olan [mesela 6 saat] kasıntı nikah düğün merasimlerini sevmiyorum. Bir de şu renkli sakızları sevmiyorum. Sakız dediğin beyaz olur. Renkli sakız gördüğümde ağzım sulanıyor, lan iyice şartlı reflekse bağladım.

Neyse, konumuza dönecek olursak, birazdan aslında saat 16 da başlayan ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam etmesi öngörülen bir düğün merasimine doğru yola çıkmak için hazırlanmaya başlayacağım. Nikah düğün falan, 30 dakika, 31. dakikası israf bence. Hayır zaten hava sıcak bu kravat olayı n'olacak, neden yani, küh, bi' de takım elbise, piyuu.

Çalışan insanlar düşünülerek, düğünlere video konferansla katılım, ya da kısa süren düğünler tertip edilmesini talep ediyorum sinirli ve taşkın bir kalabalığın bireysel bir ferdi olarak. Eminim çalışan ve cumartesi günü evde kabak karpuz gibi yayıla yayıla büyümek isteyen herkes de benimle hemfikirdir.

Konunun bir de diğer bir boyutu var. [cümleye bak] Bu boyut, evlenen insanların sizin yaşınızda olmasıyla daha da bir ön plana çıkmakta. O da şu: "Eee sen ne zaman evleniyorsun bakalım?"

Ee ben ne zaman evleniyorum bakalım? Bir anda abandone ettiren ve genelde sülalenin yaşlı ve orta yaşlı kategorisine giren bireyleri tarafından ısrarla cevap aranan bu soruyla karşılaşmak artık benim için her düğünün vazgeçilmezi olduğundan dolayı üzerimdeki etkisini artık iyice kaybetmeye başladı. Bu nedenle artık herkese başka cevaplar vermeyi planlıyorum...

- Eee sen ne zaman evleniyorsun bakalım?
- Aa ben evlendim geçen ay, çağırmadım mı sizi?
- Ee, eşin nerede, gelmedi mi?
- Yok. Öldürdüm dün onu, buzdolabına koydum.


- Eee sen ne zaman evleniyorsun bakalım?
- Düğünümü siz yapacaksınız herhalde?
- Ehehe, aa yaparız tabi.
- (Bok yaparsınız) Ehehe oldu o zaman. Haftaya evleneyim bari.


- Ee artık sıra yavaş yavaş sana geliyor.
- E tabi, herkes bir gün ölecek, takdiri ilahi. Nasıl bir duygu?


- Yok mu sende böyle hareketler?
- Nasıl hareketler?
- Çok güzel hareketler bunlar, ehehehe!
- Siz bizim akrabamız mısınız? Nereden karıştınız araya?
- Yok biz yandaki hastaneden kaçtık.
- Oldu, hah limonatalar da geldi zaten, hadi afiyet olsun biz erkek tarafıyız.


- Eee sen ne zaman evleniyorsun bakalım?
- Yok hayatımda evlenecek biri.
- Aa biz bulalım valla sana.
- Bulun valla. Bir katalog gönderin seçerim ben.


gibi gibi...


Oha saat 17:00 olmuş, yedik cumartesiyi de iyi mi, şimdi işin yoksa çık teeee ebesinin nikahına git, elli saat dikil oralarda, ondan sonra haftasonları niye dinlenemiyorum, gözlerimin altı mı morarmış, yüzümdeki çizgiler falan kimin eseri, filan.



"Dee Edwards - Why can't there be love"

Hiç yorum yok: