1.07.2010

unutkanlık başlıyor

Şimdiye kadar hiçbir şeyin gerçekten bir parçası olmadım, aslında olmak istemedim. Bir yere aidiyet ve sığınma, birilerinden olma, bir gruba dahil olma düşüncem olmamasından kaynaklı belki de. Kimse o kadar da ulaşılmaz olmadı benim için, belki de ondan ünlü birisi görünce ilgilenmeyişim, bilmiyorum.

Neyse aslında konu bu değildi. Konu; bir gruba dahil olma psikolojisinin -belki de- olması gerektiğiydi. Bugün yemekte arkadaşlarla konuştuk bu konuyu, "neden takım tutuyoruz"diye. (hoş takım tuttuğum söylenemez, çok da ilgilenmem genel olarak tuttuğum takımla, neyse) Hele olayın fanatiklik boyutu neden var diye.

Örnek misal; tuttuğu takımın her sene yeni forması çıktığında bunu satın alan ve -takıma katkı- olarak adlandıran insanlar var. "Neden?" Bana çok manasız gelir bu, bana ne. Takımın formasını neden almak isteyeyim ki?

Konu oradan oraya dolanırken "neden takım tutuyoruz?"a geldi. "Cidden? Neden takım tutuyoruz? İçinizde neden takım tuttuğunu bilen var mı? dedim. İzliyoruz, hoşlanıyoruz, gibisinden cevaplar aldım. Ve bir de soru. Sen neden sinemaya gidiyorsun?. E çünkü bir sanat eseri var ortada, beğenirsem, merak edersem gidip izliyorum. Futbol ile ne alakası var? E futbol da eğlenceli, izleniyor, stada gidiliyor, tv karşısında coşku eğlence. E tamam bak futbol değil mi? Takımlar neden? Yani maç izlemeyi sever insan, rekabeti izler, ama bir takıma gönül vermek kavramı bunun neresinde?

Böyle muhabbet ederken yemek bitti, her gereksiz konu gibi bunu da bırakıp işimizin gücümüzün başına döndük.

Gördüğün gibi günlük, hayat aslında gereğinden fazla formal. Bu cümle konudan tamamen bağımsızdı. Çünkü artık benim algım iyice kaymaya başladı.

Misal: Şu an bu yazıya nasıl başladığımı unuttum, gittim tee yazının en başına okudum tekrar. Sonra da baktım ki aslında ben bunlardan bahsetmeyecektim, şimdi farkettim. Yazıya öyle başlayınca aklıma başka bi'şey gelmiş, oradan devam etmişim. Ama şimdi tekrar farkettim ki neden bahsedeceğimi tam manasıyla unutmuşum.

Neyse. İlkbaharla ilgili bi'şeydi sanırım bayağı güzel bi' konuydu. (Burada karikatür göndermesi var.)

İşte bu nedenden insanlar balık falan yiyor.

Edüt: İnsan neden diye sormaya başladığında cidden canı çok sıkılıyor.
Edut: Ya ben çok nefret ediyorum bazen insanlardan, ya da çok uykum var katlanamıyorum.
Edid: Uyumam lazım ama az önce tv karşısında uyukladığım için hiç uykum yok.
Edik: Dejavu yaşadım bu arada deminki edid'i yazarken, sanki daha önce yazmışım gibi geldi.
Ebüt: Yazdımmılanyoksa?
Edot: Sosyal medya neden var? Ne gerek var? Olmasaydıdaolurdu. Bak şöyle diyeyim, site sahiplerine para kazandırmaktan başka ne işe yarıyor kullanıcılar için. Ben bunları buraya yazıyorum diye n'oluyor, hiç. Aynı şey. feed'le dur, twitle dur, milyonlarca twit yaz. Ee ne olacak? Hiçbişey olmayacak söyliyim ben sana. Yine aynı maaşı almaya, yine aynı boktan hayatı yaşamaya devam edeceksin, seni like'layan hiç kimse cenazene gelmeyecek, çoğunun öldüğünden bile haberi olmayacak hatta, ne çoğunun hepsinin, şunu diyecekler, bilmemkim uzun zamandır ortalarda yok. bitti. Çünkü kimse kimsenin hayatında aslında hiç yok. Düzen bu cümle kadar bozuk. Bu cümleden daha devrik, bu yazıdan daha saçma. Ama yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Çünkü herkes alabildiğine yalnız.


Gömdü deyin.
http://fizy.com/#s/1h0r4b (sağtıkyenisekme)

Hiç yorum yok: