23.09.2010

Alt kimlik ve değişimlikler üzerine bir çıkarsama, ya da #yokdeve

Sevgili günlük, n’apanzi?

Bak mesela, şu kürdan meselesi. İnsan kalitesiz kürdanlar yüzünden sinir hastası olur da kendini rehabilitasyon merkezlerine kapatır da tedavi olmaya çalışır da yine de iyileşemez, o derece yani.

Çünkü niye; şimdi bu kalitesiz kürdan bi’ kere dayanıksız olur, dişlerinizin arasını vıcır vıcır kurcalarken (laan neler diyorum ben? Bu konuya nereden geldik biz be, öğük.) Velhasıl, kısaca, özetle, kürdan dediğin kaliteli olacak arkadaş, bence devlet buna bi’şey yapsın. Kürdanlar konusunda bir teftiş ekibi mi kurarlar, denetim mekanizması kurup ülkeye giren (hep Çin malı bunlar ya, çünkü memleketimizde her şeyin en iyisi var çünkü, çok iyi insanlarız biz çünkü, hiç öyle alavere dalavere yalan dolan olmaz bizde çünkü, her şeyimiz on numara çünkü ya o bakımdan hep Çin’e yüklen.) [kinayeyi sezz] [sezz] [sezdin mi?] (Efferim) (oha parantez içine yazarken cümlenin kendisini unuttum iyi mi?) Çünkü ülkeye giren çıkan yok, giren çıkan bize be azizim.

Neyse ne diyorduk? [Ve yazar, ohaha kendine yazar dedi, bu anda aslında hiçbi’şey demediğini fark eder, ama olsundur, böyle de güzeldir, böyle de iyidir.] Sonra efenim, ondan sonra, onbir.

Olabilir yani insanın dişinin arasında bi’şeyler kalabilir, ama onu çıkartmaya çalışırken kullandığı kürdan da kalır mıymış hiç insanın dişinin arasında kırılıp ezilip mezilip. Nıç nıç nıç. Dava etsem mahkemere koştuğuma değmez, çünkü çıkarttım, ama ne olacak şimdi benim bu son 10 dakikadaki haleti ruhiyem hı? Geri verebilir misin bana beyhude bir stresle geçen son on dakikamı he? Kime diyorum ha? (Hı’lar He’ler ve Ha’lar hep vurgu dalgası.) Kime diyorum Abidin? Mutluğuna bir resmine iki.

Neyse ne diyorduk? [Ve yazar burada kopyala yapıştır yapar.]

Geçen gün sevgili iPodTaç’ıma bişeyler oldu. Bir baktım Hesap Makinesi ikonunun olması gereken yerde sıkıntılı bir boşluk var. Böyle siyah bir kül biraz da duman gibi, aa dedim lan alet gitti. Hemen Taaşşuk-u Talat ve Fıtnat isimli nadide eseri açarak ne yapmam gerektiğine baktım. Ekran kaydırdım falan, aha? Şimdi de hava durumu ikonu gitti. “Lan noluyo laan!” demeye kalmadan, (Bakınız: Güneşin Oğlu filmi Haluk Bilginer) kapatıp açarsak düzelir mottosu aklıma geldi. Hemen bi kapattım açtım, bazinga! Düzeldi meret. Ona da bi’ aferim verdim hemen. Ödüllendireceksin arkadaşım böyle bi’daha bozulmasın diye.

Bitsin artık yeter. Öğle tatilimi de şunla geçirdim ya aferim bana. Kendimi de ödüllendireyim. Yiii-ha! Bi’de topuk dansı, bak nası heyecanlandım gene ya. Panika tak mı vara cababen de? :] (Yok lan ne alaka? Aksine bir boşvermişçilik, bir vurdumduymazcılık, bir bana dokunmayan falan sana otursunculuk var bende. (Çok iyi oldu çok da güzel oldu.)

Gerçekten herkesin bi’ popisi var mı? Herkesin popileri farklı mı? Herkesin değişimlikleri ne? :]