8.11.2010

Mim'e gel mim'e

Akşam akşam KitapdelisiGizem'in mimlemesiyle mimlenip kendime geldim. Baktığımda mim konusu benim çok uzak olduğum diyarlardan 'bir kitaplıktan' bahsetmekteydi. Kitaplığa gidip bir kitap seçmem gerekiyordu. Uzun zamandır uğramadığım için önce kitaplığı aramam gerekti. Şatomuzun mahzen bölümüne 1990 yılından beri gitmemiştim 'buzdolabı alma yıllarımız o zamana tekabül eder', çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla ortaokul ödevlerimi yapmak için kullandığım Meydan Larousse'ları orada sakladığımızı biliyordum, bu nedenle kitaplığımızın da orada olacağını düşünüp yürümeye başladım. Devasa büyüklükteki sarnıcımızın içinden geçerken cidden ürperdiğimi söylemeliyim, özellikle Bizans'tan kalma bakır kaplar beni bir anda tarihin o tozlu sayfalarına doğru itikledi, pardon itekledi. Ama iteklenmedim, dosdoğru kitaplık olduğunu düşündüğüm odaya doğru ilerlememe devam ettim.

Kitaplık olduğunu düşündüğüm odanın kapısına geldiğimde, bir anda o ortaokul yıllarıma girdim çıktım. Hey gidi hey ne günlerdi. Kapıyı yavaşça aralayıp önce içerisini kolaçan ettikten sonra, ayakkabımın üzerinde oturmakta olan küçük fareyi tek bir hamleyle zıplatıp yarım voleyle kitaplığın diğer ucuna şutladım.

Bu arada mim'in bazı kuralları olduğunu ve bunları tamamen unutacağımı düşündüğüm için bir kağıda yazmıştım, okumaya başladım;

Kitaplığın karşısına geçip, durdum. Gözlerimi kapadım. Derin bir nefes aldım... Ve o anda 20 yılın birikmiş bütün tozu toprağı ne varsa akciğerlerime doluştu. Öksür öksür bir hal oldum. Öksürmekten kafam bulandı. Gözlerim karardı. Bu arada az önce kitaplığın diğer ucuna şutladığım fare de tekrar gelmiş ayağımın dibinde dolanmaktaydı. Bu sefer de, 'duran toplara vurmaktaki yeteneğimi kullanıp' hafif falsolu plase bir vuruşla, yan duvardaki ufak vasistastan şatomuzun yanındaki sakin sakin akan nehre gönderdim. Umarım artık gelmez.

Aldığım nefes yüzünden kafam bi'milyon olmuş halde gözlerimi kapayıp elimi kitapların üzerinde gezdirmeye başladım, o eski, yıpranmış, toz toprak içindeki kitapların arasında parmakalrımın arasına dolan tüylü şeyin ne olduğunu anlayamıyordum, çünkü gözlerimi kapamıştım, "lan ben n'apıyorum?" diyerek şiddetle gözlerimi açtım, baktım ki kedi. Aaa 20 yıl önce kaybettiğimiz kedimiz Tırmık'tı bu! Yavrum benim, kitaplıkta fareleri yiyerek beslenmiş ve hayatta kalmıştı. Çok sevinmiş ama bir o kadar da korkmuştum aslında. Çünkü çok kötü kötü bakıyordu bana. "Kkssss" diyebir ses çıkartacak oldu, hoop onu da vasistastan yolladım dışarı.

Sonra bu kadar maceradan yorulmuş olmalıyım ki elime gelen ilk kitabı alıp hemen kendimi kitap odasından dışarı attım. Kapıyı da kilitledim. Ve odama gelip mimin devamını uygulamaya başladım.

Evet, kitap elimdeydi, aldığım zamanı, ve ilk okuduğumda neler düşündüğümü hatırlamam gerekiyordu. Hatırladım da; "Bu ne ya" diye düşünmüştüm. "Ne işe yarayacak şimdi bu?" demiştim kendi kendime.

Ve şimdi de sayfalarında hızlıca dolanmalıydım ki, kokuları burnuma gelsin. Ama dolandığımda burnuma gelen tek koku, az önce vasistastan nehre fırlattığım asil kedimiz Tırmık'ın 20 yıllık yaşanmışlığının kokusuydu. Bunun üzerine kitabı da odamdaki vasistastan fırlatmamak için kendimi zor tuttum. (Bu arada evde ne kadar çok vasistas varmış, onu farkettim.)

55. sayfayı bulup tekrar tekrar tekrar tekrar ve tekrar okudum. Hiç bi'şey anlamadım. Şimdi de buraya yazıyorum;

3.40. Anayol Bitimi:
Bu levhadan itibaren anayol özelliğinin sona erdiğini bildirir.

3.41. Jandarma
Karayolu kenarında jandarma karakolunun bulunduğunu bildirir, Bu levhaya her iki yönden 15 metre mesafe içinde park yapmak yasaktır.

3.42. Polis
Karayolunun kenarında polis karakolunun bulunduğunu bildirir. Bu levhanın altında bir panel levha ile yön oku ile mesafe belirtilir.

3.43. Yangın Tehlikesi
Yanan sigara, kibrit gibi maddelerin araçtan dışarı atılmasının yangına neden olabileceğini bildirir.

3.44. Radyo
bulunduğunuz yerdeki radyo istasyonlarını bildirir.

Hatta mim'i bir kademe daha arttırıp, fotoğrafını da koyuyorum :]


Mim gönderme konusunda ne kadar başarısız olduğum sanırım artık bilinmekte.

Bu nedenle bu mim'i kendine yakın hisseden, "İşte benim mim'im" diyerek çılgınlar gibi sevinen arkadaşlarımızdan 3 şanslı arkadaşımız, sanki onları mimlemişim gibi istedikleri gibi atıp tutabilirler. Ben görevimi yapmış olayım. :]]

überdipnot: Kitabın adını yazmayı unutmuşum;
Sürücü Eğitimi Kurs Kitabı (Geniş anlatımlı) Yeni - 480 Sayfa 1242 Soru. 48. Baskı

:]

10 yorum:

TeraziLastik dedi ki...

Mim ne lan!

Miyaw dedi ki...

hayvan.

Kitap Delisi Gizem dedi ki...

Allah'ım ya!..Tahmin etmeliydim böyle abuk bir kitap denk geleceğini:)

dunyada bir balık dedi ki...

"Şatomuzun mahzen bölümüne 1990 yılından beri gitmemiştim"

:)) Tabi tabi.

Bu arada sizin şato kaçıncı yüzyılda yapılmış onu da söyle bilgilendir bizi :p

Monera dedi ki...

Melke: :)) mim denilen olgu MÖ 5.yy'da Eski Roma dediğimiz bugünkü Trakya yöresindeki bir halk oyunudur. Ne olduğunu öğrenmen için seni seçebilirim. Evine cd gönderebilirim. cd kendini 5 saniye içinde imha edebilir. :))

Monera dedi ki...

Miyaw: Kedi hayvanını çok severim. Zaten o da vasistasta takılmış düşmemiş nehre. :))

Monera dedi ki...

Gizem: Ehehe, zaten 5 tane kitap vardı kendi şahsi kişisel kitaplığımda, yıhyıhyıh :]]

Monera dedi ki...

Balik: Şatomuz 19.yy gotik mimarisinin en nadide örneklerinden birisidir efenim. İçinde onlarca oda, yüzlerce vasistas bulunmaktadır. :))

TeraziLastik dedi ki...

Monera, beni seç. Evime bir bant kaydı gönder. Bu bir bant kaydıdır diye not düş. İşte benim kafamın basabildiği zaman, o zamandır.
<3

Monera dedi ki...

seni seçtim melke. :]] bant kaydını da yolladım, ulaştığında aktivasyon kodu için mail gönder :]