28.08.2011

Ben nasıl ithalat yaptım ki?

Sevgili dünya, merhaba.

Yok abi, kesinlikle anlamış bulunuyorum ki, lapintop'tan blog yazısı yazamıyorum. Budur. Bak şimdi klavyeli antika bilgisayarımda ne kadar takır tukur yazıyorum, çatır çutur yazıyorum, patır kütür yazıyorum.

Şimdi sevgili sizler, sizlere geçtiğimiz günlerde yaptığım üperangutça ithalattan bahsedeceğim. Evet yanlış duymadınız, ben, ben yani bildiğin kişisel olan, birinci tekil kişi ben, hiç boyuma posuma kalıbıma bakmadan ithalat yapmaya kalktım. Anlatıyorum. Anlatıyorum ki, böyle bir hataya siz de düşmeyin, ya da düşerseniz başınıza neler gelir önceden tahayyül edin. :]

Geçtiğimiz günlerden bir gün, mesela Temmuz ayı içindeki herhangi bir günü alabiliriz, sizlere "viewpad 7" aldığımdan bahsetmiştim. Şurada.

(Çok gerekli bir dipsnot: Bu cihazı Türkiye'de hepsiburada'dan 970 liraya alabilmekteyiz. Ama konumuz bu değil. Ama bununla biraz alakalı.)

Şimdi efendim, ben amazon.com'dan 269 USD fiyatla bu güzide cihazı sipariş ettim. (O zamanlar yurt dışından gümrüksüz ürün getirtmenin üst sınırı 150 Euro idi. Ben de bi' ihtimal ulan belki adamların insaflı bir anına denk gelir diyerekten verdim siparişi. Bu arada o sınır geçen hafta 75 Euro'ya düştü, haşırt tu dı bilekbord yani.) Friişiping dalgasıyla citi'nin longisland'daki toplama merkezine kadar boş beleş geldi. Oradan da (bak tee oradan, orası neresi, ulan tee Atlas okyanusunun öteki yakası, dünyanın öbür ucu lan, oha yani) 25 Euro'ya mi ne Türkiye'ye kargolattık. Hah, buraya kadar her şey normal.

Sonra efenim bir gün, DHL firması (malı Türkiye'ye getiren kargo firması) bir telefon zengeylemiş. Bu arada benim citi kartım olmadığı için kadim dostum Tayfun'un hesabı üzerinden vermiştik siparişi. Yani onun telefonu zengeylemiş. Neymiş efenim, kargomuz gümrüğe takılmış, gümrük işlemlerini biz mi halledermişiz, onlar halletsin miymiş? Hey Allah'ım yaw, ulan ben bu işimün gücümün arasından bir de gümrükle mi uğraşayım, ki ayrıca gümrük neresi lan? Gümrüğün yerini bile bilmiyorum ben. Gibi 3 4 saniyelik bir iç hesaplaşmadan sonra, tabi ki siz uğraşın faturayı yollayın piliiz dedik.

Yurtdışından bi'şeyle getirmeye niyetli siz acar kalabalık, dinleyin şimdi. :]] Getirdiğiniz ürün gümrüğe takıldıysa, hiç heyecana lüzum yok. Yapacağınız iki seçenek var; Birincisi, paşa paşa faturaya katlanıp malı teslim alır üzerine de bir bardak soğuk su içersiniz, çünkü soğuk su iyidir, serinletir biraz. İkincisi, malı teslim almaz, kargo bedelini siz karşılayıp ürünü geldiği yere iade edersiniz, ürün geldiği yere geri gidince artık n'aparsınız onu bilmiyorum, büyük ihtimalle size bir hediye çeki falan verirler, onu kullanıp başka başka bi'şeyler alırsınız.

Ben ilk seçeneği seçtiğim için sadece ilk durumun detaylarını anlatıyorum; Öncelikle ürününüz gümrüğe girdiğinde gümrük ile ürününüz arasında şöyle bir diyalog geçiyor.

-Merhaba, ben ürün, Amerika'dan geldim.
- 150 TL
- Pardon anlamadım, Türkçem biraz iyi değil, ben Amerika'dan geldim, adım ürün.
- 150 TL
- Hello?
- 150 TL
- Bu 150 TL ne oluyor pardon ama?
- Bu birazdan size girecek olan tutarın rakamla ifadesi oluyor pardon ama.

Evet sevgili gençler, ürününüz gümrüğe "merhaba" dediğinde siz de 150 TL'ye "elveda" diyorsunuz. Bitiyor mu? Tabi ki hayır. Sonra tabi bu işlemler devam ederken bu ürününüz depolarda antrepolarda falanlarda filanlarda bekliyor. Sanki aq Avrupa'da yaşıyoruz gibi, ilk iki gün gün başına 25 Euro (sonraki günleri tam bilmiyorum biraz daha az olabilir) para ödeniyor. Bitiyor mu? Ahaha hayır lan ne bitmesi, gümrük vergisi var. Yüzde 18 mi 20 mi öyle bi'şey. Oooh.

Ne oldu, benimki 310 TL oldu, sizinkini bilemem. (Ahaha dur lan, bir de Amerika'da kriz çıkması ve banka kartından çekilen tutarın hesaptan çek tahsil edilmesiyle nedeniyle dolar kuru farkı da bana girdi.)

İşte a dostlar, geçtiğimiz günlerde ülkemizin dış ticaret açığına böyle bir etkim oldu, çok mutluyum. Hislerimi ifade edemiyorum. :))


2 yorum:

Kitap Delisi Gizem dedi ki...

o gümrük neresi dediğin yer bizim orası oluyor :) bu aslında çok salak bir prosedür. yaşlı başlı insanların ilaçları bile kalıyor öyle gümrükte. ben sana üçüncü bir seçenek söyleyeyim kargoyu gümrüğe terk etmek :)

Monera dedi ki...

Ahaha, nayırr, kargomu alırım efenim ben, neden bırakayım ellere :))